Sana hoşçakal demeye geldim, sen yoksun, iyi ki yoksun. bütün gün sokaklarda, amaçsızca dolaştıktan sonra yapayalnız, boş, hiç dolmayacak bu eve geldim. eski bir daktilonun, plakların, boş bir yatağın insansız, hiç giyimeyecekmiş gibi duran askıdaki elbeselerin resimlerini çektim. bu evde yalnızlığın nasıl olduğunu öğrendim. Seni çok seviyorum. Ama daha fazla kalamayacağmı hissediyorum. burası beni acıtıyor, sen beni acıtıyorsun çok fazla daya fazla dayanamıyorum. ne zamandır bu ilişkinin beni daha az mutsuz ollmak ve daha az mutsuz etmek için harcadığım onca çabanın da yetersiz kaldığını görüyorum. yalnız olduğum günler cok kısa zamanda bir başka ilişkinin yıllarla gelemeyeceği yere geldik. hem de birlikte her seyeyiyle yaşansa belki güzel olcacak bir ilişkinin yalnızca acılarını, imkansızlıklarını, kapıda bir senin içeri girmeni istiyorum aynı zamanda hiç girmemeni... ikisini de çok istiyorum, hava karardı, gitmem gerekmiyor ama gitmek istiyorum neden gitmek istediğimi, nereye gitmek istediğimi bilmiyorum. yazarın dediği gibi ' oysa, ne çok bekleyen var. Bekleyenlerle yaşanacak hiçbir şey kalmadığını hissediyorum sanırım bildiğim, tek başıma becerebildiğim pek az şeyden birini yapacağım: Yolculuk, Hiç Bir Yere Doğru |
Kürşat Başar bazen olur herhalde hem gitmek istersin hem kalmak..her seye rağmen kalmak dersin her şeye rağmen gidersin.kürşat başar da ne güzel dile getirmiş.zaten gitsen de bir şeyler değiş mi ki? nereye gidersen git kaçamazsın asla.çünkü yüreğini de götürüyorsun oraya.binlerce kilometre yol aşsan geldiğin yerle yolculuğa başladığın yer arası 0 km aslında... ama şu da vardır ki en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir.en fazla da yaptığımız içsel yolculuk değil mi...çevrenin dağın taşın denizin çok mu önemi var.bakmakla görmek arasındaki fark gibi....tüm güzellikleri görmemiz umuduyla ikilemler uzak olsun bizden :) |

12 Ekim 2011 Çarşamba
hiç bir yere doğru
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
yorumsuz bir hayatı seçiyorum demeyelim :)))