6 Eylül 2011 Salı

ben...




ama yine de
bahara bir dilim mavi var,
son çeyrek biraz hüzünlü olur,
olsun
tersine akan trenlere raylarında
çok umuttan gemi yüzdürdüm ben...






ama...




ama ayrıldıktan birkaç saat sonra
unuttum, yüzünü
“olağan” deme sakın ha
seni yeniden sevmeye hazırım demektir bu
bu dünyada
tek başıma

denizin eski olduğu yerlerde
böyle oluyor işte

T.uyar..






acı....





Cimrice acı çekiyor.
Zevklerinde de böyle olmalı. 
Bu yeknesak sıkıntıdan, şarkıyı keser kesmez başlayan bu homurdanmalardan sıyrılmayı, 
doğru dürüst bir acı çektikten sonra, 
umutsuzluk içinde gömülmeyi hiç mi istemez bu kadın? 
Sanmam, elinden gelmez bu. 
Kördüğüm olmuş artık.

j.p.s













5 Eylül 2011 Pazartesi

gideceksin...





“Sen gideceksin… 
Ve aslında gitmelisin de.. 
Hem de bir eylül ayında gitmelisin. 
Şehrin gece lambalarında dans etmeli veda bakışların.
Korkularımla yüzüstü kalakalmalıyım öylece basık bir kenar mahalle kahvehanesinde. 
Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
Küfürler saçıp etrafa, 
belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı. 
Yokluğuna alışmamalıyım..”

-Tarık Tufan-











3 Eylül 2011 Cumartesi

kırılgan




Kırılgan bir çocuğum ben 
Yüreğim cam kırığı 
Bütün duygulardan önce 
Öğrendim ayrılığı 
Saldırgan diyorlar bana 
Oysa kırılganım ben 
Gözyaşlarım mücevher 
Saklıyorum herkesten 
Ürküyorlar gözümdeki ateşten 
Ürküyorlar dilimdeki zehirden 
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden 
Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum, 
Bir yanı çılgın dağ doruğu. 
Oysa böyle yapmasam ben 
Nasıl korurum 
İçimdeki çocuğu? 
Bir yanım çılgın nar ağacı 
Bir yanım buz sarayı 


MURATHAN MUNGAN






27 Ağustos 2011 Cumartesi

tövbe ol...



Ben sana pişmanlıklarımı anlatayım. 
Sen yargılamadan teselli et. 
Gözlerimi kaçırayım gözlerinden, utanayım. 
Ellerinle tut yüzümü, gözlerini gözlerine çevir. 
Soluklarını hissedeyim yüzümde. 

Sesin dua olsun, yüzüme üfle. 
Ellerimi tut, senden başkası bilmesin burada olduğumu. 

Her kapı çalınışında tedirgin olayım. 

Başımı göğsüne yasla, eskiden kalma bir türküye sığınalım. 
Sen bana yol ol. Bütün tuzaklardan emin olayım. 
Sen bana sabah ol. Bütün karanlıklardan emin olayım. 
Sen bana tövbe ol...


t.t.




12 Ağustos 2011 Cuma

severim bunu :)







harun ile merkez :))
h: seviyorum merkez,
m: merkez dinlemede,


h: seviyorum merkez,

m: anlaşılmadı tamam,
h: lan birinizde anlayın be! seviyorum merkez, seviyorum anladın mı? seviyorum!
m: gereksiz anons yapmayalım, kodun ne senin,
h: kodu! kodu söyleyim ben kodu, kodu; hayatımın amına kodu.
h: çok pis seviyorum teşkilatı mahsusa,
h: bütün birimlere çok pis seviyorum teşkilatı mahsusa


Behzat ç. Bahar'a evlenme teklifi etmektedir: 
Behzat: Düşüneceğim demiştin, düşündün mü? 
Bahar: Düşündüm 
Behzat: Nedir? 
Bahar: Olmaz 
Behzat: Neden olmaz? 
Bahar: Mutsuz oluruz... 
Behzat: Mutsuz olalım hep mutlu olacağız diye bir kural yok ki. Biz de mutsuz olalım. Olmaz mı?


Harun:Aama seni ben seviyorum, o sevmiyor. 
Eda: Olmaz Harun, yapamam. Olmaz... 
Harun: Ben senin için sabahlara kadar past continuous tense çalıştım Eda!


8 Ağustos 2011 Pazartesi

uyusam




Bir misafirliğe gitsem,
Bana temiz yatak yapsalar
Her şeyi, adımı bile unutup
Uyusam…

Kalktığımda yatağım hala lavanta koksa
Kekikli zeytinli bi kahvaltı hazırlasalar
Nerde olduğumu hatırlamasam
Hatta adımı bile unutsam…

Melih Cevdet ANDAY




Ayrılık






İlk gün kolaydı
ikinci gün biraz zor
Üçüncü gün daha zor ikinciden

Günden güne daha zor:
Öylesine zordu ki yedinci gün
dayanılmayacakmış gibi neredeyse

Şimdiyse
özlemini çekerim
yedinci günün



Erich Fried



7 Ağustos 2011 Pazar

aramızda..





Laf aramızda ben gökyüzüne bakarmış gibi fotoğraf çektirenlere, televizyonda ağlayan kadınlara inanmıyorum. 
Küresel ısınmaya da inanmıyorum, dünya barışına da..
Bütün bunları boşver, bak sırada ki şarkı çalıyor.
Senin kısmetine hep ağır söylenen şarkılar.
Senin yüzün hüznün yüzü. Senin ellerin hüznün elleri.
... Senin oynaman ağır...
Ben de kendime bir umut sakladım afişlerden.
Kesip, cebime attım kimseye farkettirmeden.
Sen beni tutarsan hiç düşmem ben biliyor musun?
Sıkı sıkaya sarsan ellerini göğsüme dolayıp, hiç düşmem ben!


Tarık Tufan | Bir Adam Girdi Şehre Koşarak











6 Ağustos 2011 Cumartesi





‎...'' Herkesin masasında NLP'cilerin kişisel gelişim kitaplarından ikişer üçer bulunurdu mutlaka.
Son zamanlarda benim de masamda Kur'ân duruyordu.
Soranlara, " kişisel gelişim kitabım" diyordum ! ''... 


~~ tarık tufan ~~







8 Temmuz 2011 Cuma

neydi??





Hatırlayanınız var mı, sevgi neydi? Sevgi bir bakış, bir gülüş müydü bazen; bir akış, bir koşuş muydu? Sevgi gönül kumaşında bir nakış mıydı?!...

Hatırlayan var mı sevgi neydi? Bir çuhayı ipek görebilmek miydi; toprağı amber niyetine koklamak mı? Sureti sîrete, arazı cevhere, bedeni ruha köle eylemek miydi sevgi? Sevgi bir iyiylik miydi, şefkatli bir cümlecik mi? Neydi sevgi, dış mıydı, yoksa iç mi; zahir miydi, yahut bâtın mı; kalıp mıydı, ya ki can mı? Var olmak mı, varlıktan geçmek mi? Dünyaya gülmeye mi gelmiştik, ağlamaya mı; ölüyor muyuz, yoksa doğuyor mu? Sevgi neydi?!...

Sevgi bir sigara dumanında, bir tren düdüğünde, bir dalganın en son hışırtısında ve bir turnanın kanadında mı kalmıştı? Sevgi Medine’de, Semerkant’ta, sevgi Bağdat’ta, Endülüs’te, ta caddelerde, sokaklarda, evlerde, kapıların tokmaklarında çınlar durur muydu eskiden?

Ya neden şimdi Ayasofya’da pitoresk, Divanyolu’nda kaldırım taşı, Ankara’da ittifak, Yeşilkubbe’de Mevlana, Erciyes’te kar, Fırat’ta bir içim su olup girmiyor dünyamıza? Neden nefesimiz daralıyor hummalı inatlarımız, kallavi benliklerimiz yüzünden? Neden nesillerimiz sersefil ve derbeder?!...

Sevginin koynunda büyüttüğümüz nazeninlere nazı enîn ile mi unutturdular, semenderlerimiz ateşte niçin yanmaktalar? Soralım ta içimize; neydi sevgi? ... İnsanı mutlu eden o ilk satır mıydı defalarca okunan, yoksa ilk satır arayışları mı tekrar be tekrarlanan?

Sevgi bir acıydı herhalde, bir kederdi, kâh hüzünle, kâh mutlulukla hatırlanan. Belki de sabırdı sevgi, affetmekti, gelecek günler adına. Sevgi sınanmaktı adl-i ilahîde ve sınavı geçmekti ercesine. Sevgi bir dirilişti... sevgi bir iyi ad bırakmaktı fena yurdunda. Ömür geçer de ad kalır...



i.pala









1 Temmuz 2011 Cuma



Ne zaman ki dinlediğiniz şarkılar size O'nu hatırlatmaz;
işte ancak o zaman hayattan bi tat alabilirsiniz .

24 Nisan 2011 Pazar

yazma.....



‎-Yazarım sana...

-Yazma...O zaman bekliyor insan.
Ee buraya çok az insan geliyor,çok insan gidiyor.
Kalan da bekliyor ama bazen çok uzun bekliyor.
Yani hani mesela zannediyorsun ki
bir yoldan birisi gelecek ,
boş uzun bir yol, devamlı ona bakıyorsun...
Sonra kimse gelmiyor.
Yazma onun için.

-Ben seni hiç unutmayacağım.

21 Nisan 2011 Perşembe

istanbul....




İstanbul deyince aklıma kuleler gelir.
Ne zaman birinin resmini yapsam, öteki kıskanır.
Ama şu Kız Kulesi'nin aklı olsa
Galata Kulesi'ne varır.
Bir sürü çocukları olur.