5 Ekim 2010 Salı

bir kadına ne verirseniz...

Bir kadına ne verirseniz verin, onu daha da büyük hale getirir...                   

ona bir ev verirsiniz,size bir yuva verir; 
ona sebze verirsiniz, size yemek verir. 
Ona sperm verirseniz, size bir çocuk verir; 
Ona bir gülücük verirsiniz, size kalbini verir. 
Ona bir şarkı söyleyin ,size Konser verir, 
Kendisine verileni çarpıp çogaltarak geri verir... 
Bu yüzden ona çamur atarsanız ,karşılıgında bir bataklıkta boğulmaya hazır olun... 
KIYMET BİLİN 

4 Ekim 2010 Pazartesi

Ne Çıkar..

Tut ki gecenin 
Alacakaranlığında düşlemişim seni. 
Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar? 
Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına, 
Geceleri kefen biçsen. 
Bir anlık hırsla, 
Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar... 

Tut ki bundan böyle unutmuşum seni. 
Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin. 
Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın, 
Varsın eller de unuttu desin. 
Ben seviyorum ya seni, 
Sen sevmesen, ne çıkar... 

[ BEDİRHAN GÖKÇE ]



Bağışla..

Ya zamanından çok erken gelirim;          
Dünyaya geldiğim gibi,
Ya zamanından çok geç;
Seni bu yaşta sevdiğim gibi.

Mutluluğa hep geç kalırım,
Hep erken giderim mutsuzluğa.
Ya her şey bitmiştir çoktan,
Ya hiçbir şey başlamamıştır.

Öyle bir zamanında geldim ki yaşamın,
Ölüme erken,sevgiye geç.
Yine gecikmişim bağışla sevgilim.
Sevgiye on kala, ölüme beş..

[ AZİZ NESİN ]

gece midir insanı hüzünlendiren?

Gece midir insanı hüzünlendiren,
Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen ?
Gece midir seni bana düşündüren,
Yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen ?


Özdemir Asaf..


kimse sevmesin...

Seni, incinirsin diye gönlümde saklayamam, Alçalırsın korkusu ile gözümde de tutamam, Seni gözümde, gönlümde değil canımda saklayayım ki Son nefesimde bana son yar olasın. Senin aşkında, benden başka kimse sebat gösteremez. Benden başka hiç kimse çoraklığa tohum ekmez. Düşmana da, dosta da seni kötülemek istiyorum ki, seni benden başka hiç kimse sevmesin.
Şems-i Tebrizi


OLMUYOSA ZORLAMAYACAKSIN...

Olsun istersin…
Hatta olsun diye yapılması gerekenden daha da fazla üstelersin. 
Aşktır; değer verirsin, ödün verirsin, sevgiden de öte saygı gösterirsin, olmayacak kaç şey varsa bir araya bile getirirsin. Bakarsın, ne anlattığını anlayabilmiş (?) ne de çözüm için bir şeyler yapma gayretinde. 
İştir; sabahlarsın, “olsun” diye ailenden çaldığın zamanı oraya verirsin.
Dosttur; hayatta kimseyi dinlemediğin kadar dinler, kendine ayırmadığın onca şeyi ona ayırmaya çalışırsın.
Sonra olayın içinden kendini çıkartır şöyle karşıdan yaptıklarına bir bakarsın. Bakarsın ki her şey başladığın gibi! 
Olmuyorsa, olmuyordur!
Gönlün rahat mı? 
Elinden geleni yaptın mı? 
Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın…


CAN YÜCEL



3 Ekim 2010 Pazar

Hata Yaptıysam Aramızda Kalsın

Uzun ve yorucu yolculuklardan sonra denize varmayı çok severim. 
Hayatın tam içine girip, göze aldığım ne varsa dibine kadar yaşayıp sonra yine kendime dönmek bana hep iyi gelir. 
Neresi olursa olsun yola çıkmayı severim. Yola çıkmak aşka benzer çünkü. Sonunda er geç yol da aşk da hakkını ister. Ya bir ödül kazanırsın ya da büyük bir diyet ödersin. Ya emeklerin, inançların geri döner sana ya da terk edilirsin. Ama her ikisinde de yaşamış olursun. Her ikisinde de boşuna yaşamadım, dersin. 
Öyleyse çıkmak yollara. Öyleyse gitmeli. Hep gitmeli... 

Cezmi Ersöz..

Hayallerini Yak Evi Isıt..

Bir tek seni sevdiğim doğruydu... Ve bu doğru yüzünden hayatım yalana battı... Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin... 
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet... 
Bu hayaletin içinde beni değil seni gördüler hep. Çoğu bu hayalete dayanamayıp çekip gitti... 
Ve ben en çok onların sevgisine inandım. En çok onlara derinden üzüldüm. Ve hep merak ettim, karşılıksız ve onca yıl bir hayaleti nasıl böylesine sevebildiler diye... 
Dünyanın iyi bir yer olduğuna ve yaşamak için çok sebep bulunduğuna, bu insanların bir hayalete duydukları o akıl almaz, o sonsuz sevgileri yüzünden bir kez daha inandım... 
Seni unutmak için başladığı her aşkı yine seninle aldatan bir hayalete... 
Seninle kendini, bütün hayatını, düşlerini, çocukluğunu, yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete... 
Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan, bu yüzden bütün hayatı bir yalan olan hayalete.. 



Ölürsem Beni Seninle Ararlar Şimdi

İşte o zaman, sevgili diye, hayat diye baktığınız her boşluğu, artık sadece sizin o yaralı benliğiniz doldurur. Nereye, hangi kalabalık şehre gitseniz, peşinizden o ıssız, o karanlık ormanınızı birlikte götürürsünüz. Nereye gitseniz, kendinizi orada kaybolmuş hissedersiniz. Yollarda kime rastlasanız, çıkartıp onun fotoğrafını gösterirsiniz. 'Bu insanı tanıyor musunuz, buralardan geçti mi, onu gördünüz mü? ' diye sorarsanız. Aslında kaybolan o değil, sizsiniz; aslında, o, diye sorduğunuz, kendinizdir...



gözlerin...


Hep böyle çocuksumu bakar senin gözlerin?        
Hep böyle içinde bir uzak ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren birşey var,
kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
.

SADECE VAZGEÇMEYİ BİLDİM

Asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim,                                                    
Ya da asla birini severken karşılığını beklemedim.
Dostluğuma değer biçmedim,sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim.
Sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim.
Bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım.
Ama hata insana mahsustur dedim.
Affettim, af diledim.
Kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim.
Onlar belki beni saflıkla yargıladılar.
Belki de içten içe sinsice güldüler.
Ama asıl unuttukları şuydu;
Ben aldanmadım..!
Aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar.
Bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için,
Kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için.
Oysa ben hiç insan kaybetmedim.
Sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar..
CAN YÜCEL...



yaşamak...

Bazen,Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan
Güneş kucağındadır, bilemezsin
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın
Uçar gider, koşsan da tutamazsın…

© W. Shakespeare 

Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar

Öyle şeyler söyleyebilmek isterdim ki anlatabilmek 
her kelimesi seni çeksin saklasın bir yerlerde; derin 
öyle şeyler gösterebilmek isterdim ki resmedebilmek 
rüzgar olmak isterdim ki eseyim etrafında; serin 
bu bir rüya bu bir dua 
ne dersen de, öyle olsun 
rüzgara karşı uçmaya çalıştım 
gözlerim kapalı seni aradım, seni aradım 
körebe oynar gibi 
el yordamıyla, sezgiyle 
çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar 
onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama; 
canımı yakardılar 
acıtırdılar 
öyle bir ilaç bulabilmek isterdim ki kurtulabilmek 
aşka dair bıraktığın korkulardan ama yaram çok, derin 
bıçakla keser gibi kesip atabilmek bütün her şeyi 
kesebiliyorsan ruhumu, dene; duygularımı, yüreğimi; beni 
bu bir rüya bu bir dua 
ne dersen de, öyle olsun 
rüzgara karşı uçmaya çalıştım 
gözlerim kapalı seni aradım, seni aradım 
körebe oynar gibi 
el yordamıyla, sezgiyle 
çocukken sahip olduğum kırmızı rugan ayakkabılar 
onlar da senin gibi çok tatlıydılar ama; 
canımı yakardılar 
acıtırdılar..


Şebnem Ferah..

gelirsen..

her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki.
“örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. mutluluğun bedelini öğrenirim...




Şizofren Aşka Mektup...

''Seni yollarca şehirlerce uzağından sevdim.Seni dünya üzerinde sanki ilk kez kalemi eline alıp yazdığın mektuplarcasevdim.Seni umutsuzcabeklentisizcehayallerce sevdim.Şehrine geldim ama kalbine giremeden sevdim.
Neydik biz o yıllarda hiç düşündün mü? Neydik birbirimiz için sevgili?
Hasretinin o tarifsiz kokusu burnumu sızlatırken yapayalnız uyumayı da öğrendim.
Sevgim seni tüketmek değil çoğaltmak içindi.Sevgim dünyanın yaşanılası bir yer olduğuna inanman inanmamız içindi.Yüreğimizin çok derinlerinde yaşayan o iki masum çocuğun soluk alabilmesi için bir gökyüzüydü sevgim.Ben senin kanatlarını hiçbir zaman çalmadım ki...''


Cezmi Ersöz



Aralik Roman...

    -neden beni hic aramadin? diye sordu. 
    -seni dusunmekle o kadar mesguldum ki, aramayi unuttum. 
    -beni dusunmeni degil,aramani isterdim. 
    -seni dusunmezsem, arayamam ki. 
    -beni dusundugunde de aramiyorsun. 
    -biliyorum, mukemmel bir ikilem bu...
         Gokcen Yilmazturk..

beni asıl hayat aldattı...

Gözyaşlarım hırsa getirdi beni. Dolabı açtım. Bir gömleğini seçtim. Önce hasretle kokladım ardından düğmelerini kopardım tek tek... Sonra aldım elime iğne ipliği koparttığım düğmelerini yeniden diktim. İğneyi gömleğine her geçirişimde yanlış insan her çıkarışımda doğru insan deyip ağlıyordum. Kimbilir belki birazdan belki daha sonra kapımı çalardın. Evimize dönerdin...
Bir ayağı kırık atına... Hem gidecek neresi vardı ki? Yanlış sevgilinden yanlış hayatlardan yanlış arkadaşlıklardangidecek neresi vardı ki? En sonunda birbirimizi bulmayacak mıydık? Hem öyle güzel kokuyordun ki öyle amansız... Sen yokken seni çok düşledim... Yaşadığın bu düş kırıklığı yeter sana. O an gördüm seni. Bunu sana hiç sormayacağımama yeterki gel.

Çal artık kapımızı... Yanlış arkadaşların seni çok özledi...

Çal artık kapımızı... Yanlış sevgilin seni çok özledi...


cezmi ersöz...