Aşk artık yoktu ama daha sonra farkettim ki ;
içimdeki sen hala
yaşıyorsun…
ve
senin bana yaptığın gibi yaptım bende…
yüreğimdeki uçurumun kenarına götürdüm seni…
önce sıkıca sarıldım…
ve sonra tutmamak üzere bıraktım
aşağı…
sen kayıp giderken avuçlarımdan öylece baktım
arkandan…
ağladım…
3 Temmuz 2010 Cumartesi
dün gece....
Martıların gözlerinden dinledim
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim
Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın...
haydarpaşa...
ey; gözlerine, nağme okuduğum güzel istanbul,
ben hep seni sayıklarken,
sen
sen
kim bilir,
hangi rüyalarda uyuyorsun.
uyanıyorsun...
2 Temmuz 2010 Cuma
zor...
İnsanın kendi yasını bile dile getirebilmesi ne kadar zor.
Ona duyduğum sevgi içimin bir yerlerinde duruyor.
Onunla geçirdiğim her güne tanıklık eden çizgiler,
bir taşın yaşını belirleyen desenler gibi beynimin kıvrımlarında kayıtlı duruyor.
Gözlerimde, ellerimde, yüzümün çizgilerinde duruyor ve tenimi acıtıyor. .
giderken...
Oyyy benim sevdasında asılı kaldığım yürek
Sen gittin gitmesine de neden içimdekileri de almadın ki?
Boğuluyorum nefesim soluğumu kesiyor. Dört duvar kara bir perde ve gölgesinde yalnızlık saklı bir gerçek gibi üstüme üstüme gelmekte.Her gün bir umutla uyanırken sabahıma avuçlarımda terleyen hayallerim bir bir hasta oluyor. Kaybetme korkusuyla sımsıkı sardığım düşlerim buharlaşıp uçuyor elimden .
Yine toza dumana karıştı gerçeklerim ve sen ise gittiğinle kaldın...
Keşke dedim senin kadar cesaretli olabilseydim. K E Ş K E...
Etrafımda herşey eskidi.....resimlerin üstünü tozlar anıların içini kurtlar bastı ve ben körpelikten cahilliğe terfi ettim sayende....
Melodilere hüznün kokusu bulaşmış
ve ben en son bizim şarkı sözlerimızda kaldım...
Bittikçe çoğalan okundukça tükenen bir masalda iki kahramandık şarkı sözlerinın sözlerinde.
Her mevsim bir iz bıraktı dünyama....oysa ki seni baharın temiz kollarından almıştım gideceğin gelmemişti aklıma.Ve ........9 ekim............. sabahı katili olduk geleceğimizin. bugün hatırlanack günmüydü bu...unutulmayack günler sadece 2temmuz değil...güzel olan unutulmaz ama güzel olmayı engelleyen 9 ekim...keşke bugünüde kutlayabilseydik..dediğin gibi keşke...Onlarca şiirimi biriktirdiğim özlemlerimi ve bütün hayallerimi yükledim kör bir kuyuya.Hafif bir aralık bırakmış olsam da zifiri bir siyahın avuçlarında kalakalmıştım yarımdım senden yana.
Neyse;
Her gün yalnızlığın dokunaklı satırlarında bulduğum seni öyle yada böyle varlığını bilmek yetiyordu bana.
Hala çömezliğimdeki gibi özlüyor yaşanası günlerin hayali ile nefes alıyorum.
Ben kör bıçağın sırtında kalmış gibi dardayım.Acaba duyarmısın sesimi.Bilirmisin sensizliğin ne denli bitmez azap olduğunu....nerden bileceksin ki...
Daha ne kadar zaman içimi dökerim ne kadar sensizliğin denizinde kulaç atarım bilmiyorum.Tükenmeyen bir sevdanın satırlarında sayfa sayfa yaşadığımsın.Acı da olsa varlığın huzur bana ....
alıntı...
kelebek gibi
Hani bir kelebek yakalarsın,
bakmak istersin..
ama elini açsan kaçacak,
sımsıkı tutsan ölecek.
İşte böyle birşey seni sevmek...
⊛⊛ Sunay Akın ⊛⊛
özgürsün.....
Aşk kırıntıları...
Kalanların ardından umutlar, sevgiler, aşklar da kalıverir bazen. Gözyaşlarıyla sulanır gidenin yolları ; toz toprak olmasın diye giden sevgili...Giden alıp götürürken hayata dair ne varsa , kalanın avuçlarında gizlenir bir garip veda ,bir o kadarda ılık bir sevda . Giden de kalan da aslında torbalarına yolluk yapmıştır aşklarının son kırıntılarını. Yolun ilerisinde bir yerde nasıl olsa acıkacaklar ya !!!
Giden yol alırken kendince yeni umutlara, yolluğuyla doymayıp, karnını doyurur yol üstü lokantalarında…Ya kalana ne demeli? Çıkını elinde beklemektedir kırıntılarını paylaşacağı bir yol arkadaşını…
İşte bende seni kırıntıların elinde beklerken bulmuştum bir yol kenarında. Hüzün bulutları sarsa da gözlerini hala sevgi dolu bakmayı başarabiliyordun. Bağlıydın hayata ; aynı benim sana hayat diye bağlandığım gibi.
Oysa ben ne kalandım, ne de giden. Paylaşabileceğim bir aşk kırıntımda yoktu elimde. Elinde kalan son kırıntılarını bir yudum suyla paylaşmaya da razıydım. Senin olduğun yerde nefes alacak bir atmosfer olduğunu biliyordum , senin gözlerinin içinde yaşanacak bir hayat olduğunu görüyordum , senin görmediğini bile bile…
Sen o tozu dumana katıp gidenin ardında bıraktığı son ayak izlerine kenetlemiştin gözlerini, kim bilir olurda dönerse diye…
Seninle birlikte yol kenarına oturup onu bile beklemeye razıydım. Güneşine gölge , gecene perde olmaya hazırdım . Yıldız istiyorsan yıldız toplamaya , ay ışığını yorganın yapmaya razıydım ;
Sense karanlığa aşıktın , olurda gecene ışık gibi doğarsa diye!
Ben yinede sevgimi çiçek diye toplayıp kırlardan, sundum sana demet demet. İster al vazoya koy yaşatabildiğin kadar yaşat, istersen bırak yanıbaşında kurusun. Sadece yanında olsun yeter…
Beni sevemeyeceğini , sende kalan kırıntının sadece sana yeteceğini bile bile serdim önüne sevdamı. Senden ne aşk ne sevgi dilenmiyorum. Ardımda bıraktığım kalanım olmayacaksın sen; Ama senin ardında kalan bir ben hep olacak… Ve sen kurumuş aşk kırıntılarınla boğazını parçalarken , ben yudum yudum su vereceğim sana … sen farkına bile varmayacaksın…Sevgimin bir damla gözyaşı ile başlayıp dere olduğunu , sonra ırmaklara nehirlere dönüştüğünü çağlayanlarla coşup nasıl bir sevgi denizi oluşturduğunu bilmeden serinleyeceksin sularımda… Ama asla boğulmayacaksın ben yaşadıkça sende yaşayacaksın sevgimin enginlerinde…
Bir sana bir de aşkıma eğdim başımı.
Sevgim ışık olsun sana...
belki...
Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak
Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir
Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin
Belki de anılarını deşiyorsun bir olmazı
Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi bir elma yemeyi kurarak
Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin
Mahpus gibi tutsak gibi belki köle gibi
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir
Belki de kendini bağışlamıyorsundur
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
Kırık tirenler gibi öylece kalakalmışsındır
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur
Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sen de benim gibi ölesiye yalnızsındır
AFŞAR TİMUÇİN
Uçan kuşları gözlemektesindir tek başına
Çamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin
Radyo dinliyorsundur ya da susarak
Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir
Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsin
Belki de anılarını deşiyorsun bir olmazı
Bir açmazı derinden derine kurcalar gibi
Bir kahve içmeyi bir elma yemeyi kurarak
Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerle
Çocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin
Mahpus gibi tutsak gibi belki köle gibi
Yarını olmamak gibi bir duygu içindesindir
Belki de kendini bağışlamıyorsundur
Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü
Kırık tirenler gibi öylece kalakalmışsındır
Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundur
Ya da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak için
Belki sen de benim gibi ölesiye yalnızsındır
AFŞAR TİMUÇİN
temmuz...
Sen bir kere gittin,
Ben hergün uğurluyorum seni.
Ellerim birbirine düşman.
Başkaları zaten yabancı.
Bir sokak lambasını söndürdüler,
Sarı rengi çıkardılar hayatımdan.
Her yazdığım okuyana bıçak.
Parmak izlerinden tanıdılar seni,
İsmini ben söylemedim ki.
Gazetede bir resmini gördüm,
Çenen yukarıda yürüyordun belli
Adımların emin,
Nasıl üşüdüm...
Sen bir gittin,
Ardından temmuzu da götürdüler.
gel...
Yok mu senin insafın yok mu?
Bir güler yüzün çok mu?
Dağ mısın, taş mısın?
Uzak mı bu eda bu hal tuzak mı?
Hak mısın bana yasak mısın?
Dost musun düşman mısın?
İki gözüm seneler geçiyor
Gönül ektiğini biçiyor
Bir selam lütfet bu ne çok hasret
Gel barışalım artık
Can özüm bahar geldi
Dalları kiraz bastı
Yedi kat eller yakınım oldu
Gel kavuşalım artık...
belli mi olur...
Yelkovan
Akrebi birkaç kere daha geçtiğinde,
Gece sabaha yenilmiş olacak.
Gün geceden başlar,
Karanlıktan aydınlığa akar.
Akrep suçlu
Yelkovan hızlı
Ya bir gün akrep geçerse yelkovanı ?
belki....
bu gece...
Sigaram hiç sönmeyecek bu gece,
biri bitmeden diğeri çalacak ateşini.
duman dumanın üstüne çıkacak,
göz gözü görmeyecek bu gece.
küllerin her zerresini rüzgara yükleyeceğim,
uçuşup duracaklar bu gece.
ben her yok oluşunda yaptığım gibi yine ona sarılacağım,
yine onu tutacak parmaklarım..
çünkü gördüm ki,
benim için ondan başka yanan yok
BU GECE ....
yarın diye bir şey yok ki...artık...
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına.
Daha dün doğmuşuz sanki
Yeni okula başlamışız
Yeni sevmişiz
Öyle çabuk geçiyor ki günler
Hele sen de bir bak hayatına
Yarın bitecek sanki her şey
Yarın ölecek gibiyiz.
Daha doymamışız yaşamasına
Günlerimiz dün bir, bugün iki
Sakın bir şey bırakma yarına
Yarın yok ki.
kıvranacaksın...
Hatırına Düşeceğim
Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın Ağlayacak.!
Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
Iliklerine işleyecek bensizlik
Kahrolacaksın...!
Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!
Gönlünden atamadığın gibi kafandan'da
Silemeyeceksin beni, düşlerine gireceğim her gece
Ince bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!
Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin herşeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın.!!
Necip Fazıl Kısakürek
1 Temmuz 2010 Perşembe
asla
Bugün bir daha hiç yaşanmayacak .
Ve biz bir daha olamayacağız ,
Bugün olduğumuz gibi .
Seni bir daha göremeyeceğim bu halinle .
Saat on iki olduğunda ,
Sen geçmiş olacaksın ,
Ben bir parçamı daha bırakacağım ardımda .
Bugün bir daha hiç yaşanmayacak .
Ve saat on iki olduğun da ,
Sen camdan ayakkabı olacaksın ,
Ben tutamayacağım seni ,
Elimden kayıp düşeceksin ,
Ben küçük bir fareye dönüşüp ,
Ağlamaya başlayacağım .
Bugün bir daha hiç yaşanmayacak .
Ve sen bu gece olduğun kadar ,
Güzel olmayacaksın hiçbir zaman .
Saat on iki olduğunda ,
Camdan ayakkabılar dağılacak avucumda ,
Ben kabak olup ,
Yuvarlanacağım boşluğa ,
sevgilinin yakınlığı....
Seni düşünüyorum, güneşin ışıkları denizden aksedince Seni düşünüyorum, ayın pırıltıları kaynaklara vurunca. Seni düşünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanırken, Karanlık bir gecede, dar bir tahta köprüde bir yolcu ürperirken. Seni düşünüyorum, boğuk uğultularla orda yükselirken dalgalar. Kulak kesilmek için koruluktayım, sık sık her şeyin sustuğu anlar. Uzakta olsan bile ben senin yanındayım, sende yakınımdasın. Güneş batıyor, biraz sonra, beni ışıtacak yıldızlar ne olurdu burda Yanımda olsaydın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















